Dün gece rüyamda Conchis'i gördüm. Beni de oyununa davet ediyordu ama aslında beni davet ederken bana bir oyun oynuyordu gene .
Tekrar okumak istedim Magus'u. Kafamdaki yaşlı Conchis karakteri ,Marquezin kitap kapakalarından birini hatırlatır bana nedense .Dün gece belirsiz yüzlü bir adam olarak karşıma çıktı zaten
Kitaptan güzel bir alıntı yapmak istedim şimdide ;
................................................
prens ve sihirbaz
bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde
kalbur saman içinde, duyduğu her şeye inanan bir prens varmış. ama bir
tek inanmadıkları prensesler, adalr ve tanrıymış. babası kral ona bu
şeylerin varolmadığını söylemişmiş. babasının diyarında prensesler,
adalar ve tanrı’nın varlığını gösteren bir işaret olmadığı için, genç
prens babasının dediğine inananırmış.
ama günlerden bir gün, prens
saraydan kaçmış, komşu ülkeye gitmiş. orada kıyıdan uzak adaların
üzerinde adını koymaya cesaret edemdiği baştan çıkarıcı yaratıklar görüp
şaşırmış, bir tekne ararken, iki dirhem bir çekirdek bir adam kıyı
boyunca ilerleyip yanına gelmiş.
“bu adalar gerçek mi?” diye sormuş genç prens.
“tabii ki gerçek.” diye yanıtlamış iyi giyimli adam.
“ya bu garip ve baştan çıkarıcı yaratıklar?”
“hepsi de gerçek birer prenses.”
“öyleyse tanrı vardır” diye haykırmış prens.
“ben tanrıyım” diye yanıtlamış iyi giyimli adam, başıyla hafifçe selamlayarak.
genç prens çabucak yurduna dönmüş.
“işte geldin geri” demiş babası kral.
“adalar gördüm, prensesler gördüm, tanrıyı gördüm” demiş genç prens biraz kınamayla.
kral bundan etkilenmemeiş.
“gerçek adalar, gerçek prensesler, gerçek tanrı yoktur.”
“ama gözlerimle gördüm.”
“tanrı nasıl giyinmişti?”
“tanrı iki dirhem bir çekirdekti.”
elbiselerinin kollarını sıvamışmıydı?”
prens sıvalı olduklarını anımsamış. kral da gülümsemiş.
“sihirbazın üniforması bu. oyuna geldin."
bunun üzerine, prens tekrara komşu ülkeye gitmiş ve aynı kıyıda karaya ayak basmış, bir kez daha iyi giyimli adamla karşılaşmış.
“babam
kral bana kim olduğunuzu söyledi” diye açıklamaış genç prens
hoşgörüyle. “beni bir kez aldattınız, bir daha size kanmayacağım. bu
adaların gerçek adalar, bu prenseslerin gerçek prensesler olmadıklarını
biliyorum, çünkü siz bir sihirbazsınız.”
kıyıdaki adam sakin sakin gülümsemiş.
“seni
aldatan ben değilim oğlum. babanın diyarında birçok ada, birçok prenses
var. ama baban seni büyüsü altına almış, hiçbirini göremiyorsun.”
prens düşünceler içinde ülkesine dönmüş. babasını görünce, dosdoğru gözlerinin içine bakmış.
“baba, sizin gerçek bir kral değil, sadece bir sihirbaz olduğunuz doğru mu?”
“doğru oğlum. ben yalnızca bir sihirbazım.”
öyleyse kıyıdaki adam tanrıydı.”
kıyıdaki adam da başka bir sihirbazdır.”
asıl gerçeği öğrenmem gerek, sihrin ötesindeki gerçeği
“sihrin ötesinde bir gerçek yoktur” demiş kral.
prensin içini hüzün kaplamış.
“kendimi öldüreceğim” demiş.
kral,
sihri yaparak ölümü göstermiş. ölüm kapının eşiğinde durup prense
kendisini izlemesini işaret etmiş. prensin tüyleri diken diken olmuş.
harika adaları, harika ama gerçekdışı adaları, gerçekdışı prensesleri,
gerçekdışı ama harika prensesleri anımsamış.
“peki” demiş, “görüyorum ki buna katlanılabilir.”
“gördün mü oğlum” demiş kral, “sen de sihirbaz oluyorsun.”
J.FOWLES
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder