Tüyap Kitap fuarında 6:45 yayınlarının standındayım .
Aylardır dilimde Wiliam Blake’den bir alıntı;
kaplan! kaplan! gecenin ormanında
Işıl ışıl yanan parlak yalaza,
hangi ölümsüz el ya da göz, hangi,
kurabildi o korkunç simetrini?
…..
Genel anlamda şiir sevmeyen biri olarak bu mısralar bir
mantra gibi dilime dolamam çok enteresanken , kitabı görünce almamaksa gereksiz
bir karşı koyuş olacaktı.
“Gully Foyle benim adım
Terra benim yurdum.
Derin uzay benim evim
Ve ölümdür hedefim.”
Syberpunk bir evrende 25. yy’dayız. Dinler acaip bir şekilde
küfür sayılmış , gezegenler arası ticaret başlamış,insanlar zihin gücüyle teleport olmayı öğrenmişler.
Gully Foyle , saldırıya uğrayan bir uzay gemisinde sağ kalan
tek mürettabatır ve uzayda yardım çağrısını duyduğu/gördüğü halde onu almayan Vorga
t-1339 gemisine beslediği intikam yaşamına bir anlam katar ve o hırsla
inanılmaz bir anti-kahraman haline dönüşür.
Kitap bir şaheser değil ama , çizgi roman tadında bir
akışkanlık var. Alfred Bester’in diğer kitaplarını merak ettirecek kadar ilgi
çekici, bilim kurguyu sevdirecek kadar akıcı ve eğlenceli bir kitap.
Gully sabit fikirliliği ile aptallaşmış bir adamdır , Sadece Vorga gemisini yok etmek onun için yeterlidir. Geminin komutanını yada bu emrin neden verildiğini düşünmek aklına bile gelmez. Gully bir kaplandır , ve avlayacağı şey intikamını doyuracaktır.Tüm sabit fikirli ilkelliğine rağmen olaylar içerisinde, gelişir , daha komplike plan yapabilin, neden-sonuçları daha çok irdeleyen biri haline dönmeye başlar. Çevresi kalabalıklaştıkça bencilliği daha çok açığa ortaya çıkar , daha nefret edilesi biri haline döner.
Yolculukta kitap okumak
zevklidir ama kalabalık bir otobüste bir elinde çanta,yaslanacak bir yer
ararken kitabı bitirmeye çalışmak , sadece iyi bir kitap okunduğuna dalalettir.



























