22.09.2011 Peşembe günü işin çıkışını heycandan zor ettim.Rüzgarlı bir vapur seferin sonrası gezdiğim bienal ilk dakikadan itibaren korkunç bir hayal kırıklığına akabinde baş ağrısına döndü.
Bu hayalkırıklığına inanamadım, iş çıkışı gittiğimden belki konsantrasyon sorunum vardı , algım düşüktü diyerek suçu kendime yükleyip bir cumartesi günümü hibe etmekten de çekinmedim ama malesefki değişmedi.
Sanki her yıl bienal daha bir kendi içine dönüyor ,toplumdan uzaklaşıyor "kavramsal sanat" uçsuzluğun da sadece sanatçıların ve çevrelerinin anlayışına sığacak bir "kemikleşmeye" doğru gidiyor.
İlk takıldığım nokta tabii ki Felix Gonzales-Torres'e ithaf edilmiş (ya da esinlenilmiş )olması. Sanatçının her ne kadar evrensel konularda eserleri olsa da , eserlerinden esinlenilmesi bence bir kısıtlayıcılığı da beraberinde getirmiş.Uluslararası bir bienal olarak sadece TÜRKİYE'ye ait birşeyler görmek gibi bir beklentim yok ama esin kaynağının bir durum , hissiyat belkide olaydan alacak yerde "birinin eserlerinden" almasını oldukça garipsedim.
Beğendiğim eserleri ielimden geldiğince derlemeye çalıştım .
 |
1.EDGARDO ARAGON //AİLE ETKİLERİ
Eserin sahibi bir Meksikalı .Filmdeki tüm oyuncular çocuklar ve hepsi yönetmenin akrabası.
Evrensel
şiddet geleneğini en iyi ifade edebilecek oyuncularda bence
çocuklar.İnanılmaz güçlü bir simgesel anlatım söz konusu.Ellerinde
oyuncak silah gibi duran tüfeklerle gerçek bir şiddet oyunu oynanıyor.
Küçük yaşta güç ve iktidarın arayışıyla yoğrulmuş insancıklar ve her
daim birilerinin yükselebilmesi için basamak olacak hayatçıklar.
|
 |
2.NICHOLAS BACAL//
SENDEN SONRA UZAM - ZAMANIN GEOMETRİSİ
Kısaca
AŞK.Oldukça güzel bir anlatım bence. VOS kelimesi arjantin
ispanyolcasında "sen" demek . Akrep ve yelkovanı çıkartılmış bu saatte
sadece anlardan oluşan bir birliktelik anlatımı var.Ölçülebilir veya
sayılabilir olmaktan çıkartılan bir zaman birimi gösteriliyor. |
 |
3.EYLEM ALADOĞAN//
RUHUMU DİNLE, KANIM HER AN ÇEKİLEBİLECEK DEMİR TETİKLERİN ŞARKISINI SÖYLÜYOR
|
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder